19 Şubat 2019, 19:49 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Erdoğan'a En Büyük Operasyonu Sen Yaptın Reis!

Erdoğan'a En Büyük Operasyonu Sen Yaptın Reis!

Bisimit

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 134901kez okunmuştur

Bu yazı biraz farklı ötekilerden. Bardağımın hüzünlü yarısı. Konuşulmamışlar. Söylenmemişler. Dostlarımdan da, kin besleyenlerden de tek ricam, yazıyı baştan sona okumadan ne alkış tutmaları, ne de beni kılıca geçirmek için sabırsızlanmaları… Bu yazı vicdanımdan, Ümmetin vicdanını temsil ettiğine inandığım Lider’e mektup niteliğindedir. Boynum kıldan incedir. Bazen hüzün söylemeli. Bazen acı olmalı. Bazen kimsenin cesaret edemediği harfleri seçerek daha cesur yol almaya teşvik etmeli…

Herkesin diline dolanan Erdoğan’a operasyon metaforu yağmuruna dalış yapıyorum. Aklıma yanında dik duran, sana doğruyu söyleyen arkadaşlarına ağza alınmayacak küfürler eden güruha hiç bir zaman “yanımdan uzaklaşın ey fitneciler” demeyişin geliyor. Kendine yaptığın ilk operasyondu bu belki de. “Bunlar benim 40 yıllık dava arkadaşım, 40 günlük köpeklere havlama vesilesi yapmam” demedin.

Buradan güç alarak başladı fitne çarkı mevzilenmeye. Bu delikten sızmaya başladı bütün mahremiyet. Senin suskunluğunu “onayladı” sananlar, doğru ya da yanlış haklıydılar. Kılıçdaroğlu’nun en küçük saldırısına bile anında cevap veren sen bu konuda sustun. Konuşmadın. Herkes bu açığı keşfetti ve buradan başladı yıkım. Yani Erdoğan’a operasyon startını aslında farkında olmadan sen verdin Reis.

Davutoğlu’ndan önce Fidan vekil adayı olunca nasıl sahip çıktıysan ve bir baba gibi nasıl uyardıysan aynısını yıllardır sana arkadaşlık yapan Davutoğlu’na da yapmalıydın. Kendine ikinci operasyonu burada çektin. 40 itin kuyuya attığı taşı 80 milyon akıllı çıkaramadık. Belki de pelikan kadar yüksekten bakamıyorduk. Hep alçaktaydık. Hep altlarda. Senin göremeyeceğin kadar aşağılarda bir yerde . Ne de olsa Uzun Adamsın sen. Büyüğümüzsün. Biz hep böyle bildik. Yem ettin. Davutoğlu’nu 40 tane köpek şeytan taşlar gibi taşlamaya başlayınca hiçbir şey yapmadın. Gül’ü şeytanlaştırma sürecinin bir başka versiyonu Davutoğlu üzerinde oynandı. Ve Sen orada da sustun. Orada da kendine operasyon çektin Reis. Allah hakkı için, adalet hakkı için yapmamalıydın bunu. Susmamalıydın.

15 Temmuz gecesi masasında şarapla demlenen üç beş çakal; çocuğu ve eşi ile helalleşerek şehadete koşan müslümanları hedef aldı. Bazıları manyak dedi. Bazıları alkış tuttu. Sen “Burası takke mi?”diyerek benzine ateş döktün. Burası takke değilse “bitaraf olan bertaraf olur” sözünü nereye koyacağız? Bizim tarafımız ne o zaman söyler misin? Senin “Dindar nesil yetiştireceğiz” sözünü nereye koyacağız? İşte Reis, kendine yine operasyon çektin. Yine kendine kıydın. Yani bize kıydın. Biz seni bizden çok sevdik çünkü. Reis, seni senin bile anlayamayacağın kadar çok sevdik. Çünkü sen, senin anlamayacağın kadar büyüksün senden.

Müslümanlara tercih ettiğin o köpekler senin etrafında Reis. Hepsi belgesellerde bir Aslanın bölgesini işaretlediği gibi alanını belirlemiş. Sanıyorlar ki biz sana yaklaşınca onlar gibi ihale için geleceğiz, para için geleceğiz, makam için geleceğiz. Sen susuyorsun. Konuşmuyorsun. Sanki onları tasdikler gibi. Bizden kurtulmak istiyorsun. Bilmiyorum hangimizin işlediği hangi günah seni bu kadar bizden tiksindiren ama bu ülkenin sahibi Anadolu çocukları, hepsi Tarık Bin Ziyad gibi gemileri yaktığı o geceyi özlüyor. 15 Temmuz gecesi zaferle bitsin diye dua eden, kiminin manyak, kiminin psikopat dediği, Mavi Marmara’da aynı ruhla savaşan o yiğitler o günler keşke hiç bitmeseydi, o geceler keşke her birimiz tek tek yere düşene dek devam etseydi diyor. Bugünleri görmek için değildi hiçbiri. Biz seni o kadar sevdik ki, senin bile sana operasyon çekmene razı değil gönlümüz.

Belediyelerde doğanın ve çevrenin ırzına geçilirken de sustun Reis. Belediye başkanları büyük şehirleri şantiyeye çevirirken sustun. Toki denen bir şey türedi. Bütün şehirlerin ruhuna çimento döktü. En başta sen, sonra da vizyonu olmayan bizler “ucuz ev” dalgasına kapıldık. Göremedik şehirlerde yükselen hayaletleri. Fark edemedik kaybolan mahalleleri. Dalgalar arasında boğulan şehir medeniyetimize elveda bile diyemedik. AVM-ler sardı her yanımızı bir anda. Eskiden yol yoksa da patikadan giderdik içinde bir tane paslı salıncağı olan parklara. Sıra beklerdik. O parklar çamur içinde de olsa güzeldi be Reis. Şimdi evinden çıkan park da bulamıyor. AVM-lere gidip çoluk çocuğu ile vakit geçirmek zorunda kalan bir nesil geliyor. Onlara hiçbir zaman hesap veremeyeceğiz. Mesele para harcamaksa onun da bereketi artık kalmadı. Eskiden 1 harcar 10 alırdık. Şimdi 10 harcasak 1 etmiyor. Sebebi ekonominin kötü olması vesaire değil. Sebebi bereketsizlik. Sebebi toprağa olan vefasızlık. Sebebi israf. Sebebi bu betonarme binalar. Sebebi yağmurda ıslanmayı özlüyor olmamız. Mahalle maçını asla toprak sahada yapamayacak olan çocuklarımız. Mahallenin ortasında bir çam ağacına çıkamayacak veya sırtlarını yaslayamayacak olmaları. Çok sebep var Reis çok.

Şimdi işe yaramayan küçük arsaları park yapıyor belediyeler. Ve bunları park yaptık istatistiklerine ekliyorlar. Çocukların oynayabileceği, koşabileceği kadar büyük alanlar ise Belediye Başkanları ile kanka olan müteahhitlerin gözdesi. Hepsi düştü, düşüyor, düşecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız canlı yayında Çevreden ve Şehircilikten şikayetçi oluyor. Hayalete dönmüş şehirlerimize yaptıkları negatif katkılardan dolayı adeta günah çıkartıyorlar. Tarım Bakanı televizyona çıkarak meyve ve sebze fiyatlarının pahalılığından şikayetçi oluyor. Hayvancılığın gelişememesinden dolayı yükselen et fiyatlarından dem vuruyor. Devletin, milletine televizyonlardan ağladığı bir dönemi yaşatıyorlar. Bilmem haberin var mı olanlardan. Çünkü herkes “Reis’in haberi yok” bahanesinin arkasına saklanarak birbirini hedef alıyor. Bütün olan bitenden gerçekten haberin olmamasını o kadar çok isterdim ki. Ama imkansız geliyor bana. Kulağına fısıldayanlar hep fitne bazlar olamaz. Bir tane de olsa temiz süt emmiş Müslüman Türk evladı sana anlatıyordur olan biteni. Ama sen neden suskunsun Reis? Olan biteni neden sessizlikle izliyorsun? Ekmeğimizi kirletiyorlar. GDO dedikleri genetiği değiştirilmiş organizmalar ile tarım mundar edildi. Mısırdan buğdaya, pirinçten domatese, şeftaliden kiraza kadar ne kadar nimet verdiyse Rabbim hepsi Bakanlığımızın izni ile lekelendi. Yurt dışından getirilen tohumların çiftçiye zorla dağıtılması ile bütün tarlaları kirlettik. Ekmeği kirlettik. Toprağı kirlettik. Yeni nesiller mundar tohumlardan yetişen mundar yiyeceklerle büyüyor. Pazardan alınan tarım ürünlerinin 90%’ı GDO’lu. Kalan 10% ise kimyasal gübre tuzağında yara almış gaziler gibi rafta ya var, ya yok. Bu milletin yediği ve içtiği kirlenirse özünü kaybetmez mi? Bizim Tarım bakanlığımız dahi milli olamıyorsa ve bunun için hiçbir şey yapılmıyorsa daha ne için iktidardayız? Bizim özümüzü oluşturan Tarım ve Hayvancılık her geçen gün öldürülüyorsa, organik tohumlarımız biyolojik fesada uğramış tohumlarla değiştiriliyorsa, daha ne için var bu bakanlık?

Sadece bunlarda sorun var diye bu örnekleri vermedim Reis. Hangi Bakanlığa el atarsan at, hangi belediyeye bakarsan bak, hangi ihaleyi araştırırsan araştır; içinde çürümüş, solucanların istilasına uğramış bir azap göreceksin.

Daha bu hafta bir adam, gerdek gecesi karısına tecavüz suçlaması ile 10 yıl hapse mahkum edildi. Savcının “suçsuzdur” beyanına karşı, Aile Bakanlığı’nın “Kadının beyanı esastır” kararlılığı galebe çaldı. Yâni gerdek gecesi eşi ile beraber olduğu için 10 yıl hapse mahkum edilen bir vatandaşın daha sonunu getirdi muhteşem Aile Bakanlığımız.

Yine eski bakan, yeni büyük şehir belediye başkan adayı, şarap ihracatçısı olmakla nasıl övündüğünü anlatıyor canlı yayında. Kendince siyaset yapıyor. Kendince nabza göre şerbet veriyor. Kendince “İzmir’e ben yakışırım” diyor. Ama o nabızları İzmir’den önce Allah yoklamıyor mu? O nabızları attıran da, durduran da Allah değil mi? Hani dilinden düşürmediğimiz, yeri geldiğinde gönderdiği kitabını seçimlerde elimize alıp salladığımız, kendisi hatırına camiler yaptığımız, “senden başka galip yoktur” dediğimiz Allah.

Yine bir yogacı ablamız twit atıyor. “Milli Eğitim Bakanlığı yoga dersi verme başvurumu kabul etti” diyerek sevinç çığlıkları atıyor. Bu milletin evini, mahremini zikir çekerken polisle, askerle basanlar bugün Budistlerin zikrini MEB’in izni ile okullara sokmanın sevincini yaşıyor. Geldiğimiz nokta bu.

Bu bakanları ben atamadım. Siz atadınız. Başkanlık sistemi gelince her şeye hakim olacaktınız. Eğer hakimseniz, vay halimize, değilseniz vay vay vay halimize…

İnsanlar asgari ücretle çalışıyor. Yıllardır. Karı-Koca beraber çalışıp bir yandan kirayı, bir yandan faturaları, bir yandan çocukların masraflarını yetiştirmeye çalışan binlerce aile var. Hiçbiri şikayetçi değil. Olmadılar. Kendilerine buradan sızmaya çalışan fitneye karşı hep dik durdular. Aslında onlar da hiç kimseye güvenmedi ama her seçimde, her savaşta karşılarına bir kefede sen, diğer kefede hainler çıkınca mutfağı da, maaşı da, çocuklarının geleceğini de unuttular. Reis dediler. Çünkü sen vatandın onlar için. Bir çok milli değerle bütünleşmiştin. Bu çok şey demekti onlar için. Bu yüzden Belediyelerde, Bakanlıklarda, İhalelerde, Devlet Kurumlarında dönen bütün hırsızlıkları görmezden geldiler. O hırsızlıklar olmasa bugün Devlet her aileye aylık binlerce lira yardım yapacak kapasitede bile olurdu. Ama gel gör ki 15 yıldır milletin geneline kanalize edilmesi gereken milli gelirler birkaç hokkabazın cebini doldurmaktan başka bir şey yapmadı. İktidarın zenginleri lafı dolaşıyor artık ortalıkta. O zenginler kim Reis? Çünkü sana oy veren, seni canı pahasına seven, sana siper olmak için dışarı çıkanlar arasında yoktu hiçbiri. Neden milletin ekmeğini ve emeğini sadece bir kaç kodaman yiyor? Bunları anlatmadı mı yanında dolaşan hokkabazlar? Vergi borcu silinenler kimler? Devlet neden futbol kulüplerinin borçlarını ödüyor? Denetim neden bu kadar zor? Günahı olan, günah çıkaramadığı için mi bütün bu sistemin kilitlenmesi?

Biliyor musun! Gelecek dönem seçimlerde oy kullanacak olan bütün gençler; teröre bulaşan, vatansever, kaçak, okumuş, cahil kalmış, iş sahibi ya da işsiz olan bütün gençler Ak Partinin eseri olacak. 15 yıl önce iktidara gelen Ak parti döneminde doğan bebekler, bu iktidarla büyüyüp oy kullanacak yaşa gelmiş gençler olarak bu partinin eseri olacak. Bu yüzden artık kendimize çeki düzen vermekten başka şansımız yok. Kendimize kızmaktan başka şansımız yok. Bu ülke artık bizim eserimiz. Artısı ve eksisi ile genelden merkeze doğru gelip, merkezde güçlendikten sonra kontrol etmeye çalıştığımız, bazen beceremediğimiz, kurumlarımızı kontrol edemediğimiz, bürokratlara ayar veremediğimiz, küresel istilaya kapı açıp kendi özümüze karşı kullandığımız bu güç, bizim gücümüz. Bu zehirlenme bizim suçumuz.

Etrafını sırtlan gibi sarmış insanlara bak. Hangisinde Anadoluyu görüyorsun merak ediyorum? Hangisi 28 Şubatın ya da 15 Temmuz’un izlerini taşıyor? Daha düne kadar sana küfür edenler bugün danışman olmuş, bakan olmuş, milletvekili olmuş. FETÖ köpeği ile el ele tutuşanlar bugün en muteber makamların işgalcisi olmuş. Uçağında yanında götürdüğün monşerler bölge bilmez, insan bilmez. Tek bildikleri her yaptığına doğru diyerek, her onayladığına gaz vererek tabiri caizse ‘yıkama yağlama görevi’ icra etmek. Halbuki sen “Yanlış yaparsam gereğini yapın” diyerek uyarmıştın etrafındakileri. Ama hiç kimsenin sana senden ya da farklı kişi ve kurumlardan kaynaklı yanlışları söyleme cesareti yok. Çünkü hepsi ay sonu alacakları maaşa odaklı. Hepsinin tek derdi pastadan pay kapıp bir kaç daire, bir kaç arsa kapıp, bir kaç banka hesabı şişirmek. Özetle; etrafındaki hiç kimsede sana “Yanlış Yapıyorsun” diyecek babayiğitlik yok . Kuşlar mı? Onlar kim yem verirse, onun çatısına konarlar. Takla atmakta da iyidir bir çoğu.

Ülkenin kurumları birbirine kırdırılıyor. Muteber insanlar bir bir fitne kuyusuna atılıyor. Moğol istilasında sağa sola kaçışan Türk boyları gibi şu anki halimiz. Biliyorum Kayı boyu sivrilecek ve sürüyü tekrar kontrol altına alacak. Ertuğrul fitnecilerin kellesini alacak. Boylar tek tek biat edecek. Tekrar yükseleceğiz. Bu Allah’ın adaletidir Reis. Ama o boy olmak için diğer bütün boylardan daha adil, daha çalışkan, daha mütevekkil, daha güçlü olmalıyız. Hazreti Musa’nın Firavun ile çok bilinmeyen bir başka hikayesi daha vardır. Firavun Hz. Musa’ya “Eğer gerçekten Allah’ın Peygamberi isen, Nil nehrini terse doğru akıt da görelim” der. Hazreti Musa tebessüm ederek “Tamam şu şu tarihte burada buluşalım, Nil nehri ters yönde akacak” diyerek uzaklaşır oradan. Günlerce Firavun dua eder. Bilmediği, tanımadığı o güce dua eder. “Musa o tarih geldiğinde Nil’i akıtamasın” diyerek gözyaşı döker. Ve o gün gelir. Firavun ve Musa Nil’in başına gelirler. Musa gözlerini kapatır lakin bir cevap gelmez. Nil bir türlü ters akmaz. Musa şok geçirmektedir. Allah Musa’yı yalnız bırakmıştır. Ve Firavun ilk defa galip gelmiştir. Musa Firavun’dan biraz daha mühlet ister. Firavun da kabul eder ve daha sonra tekrar bir araya gelmek üzere ayrılırlar. Musa Allah’a iltica eder. “Ya Rabbi! Beni neden mahcup ettin” der. Allah “Ben seni mahcup etmedim, sen mahcup oldun, Firavun anlaştığınız gün gelene kadar sebebine sarılarak dua etti, sense hiçbir şey yapmadın” der. Bunun üzerine Musa yaptığı hatanın farkına varır. Ve Allah’a bütün kalbi ile iltica ederek dua eder. Yeniden sözleştikleri gün Nil nehri tersine akar.

Bu kıssayı bir daha, bir daha oku Reis. Haklı olmak her zaman galip olmak için yeterli değil. Allah’a ve bize sunduğu sebeplere düşmanlarımızdan daha çok sarılmazsak nasıl galip geleceğiz? Namazlarımız, ibadetlerimiz, ilticalarımız, adaletimiz düşmanlarımızın ve içimizdeki fitnecilerinki ile kıyasa maruz kalırsa nasıl galip geleceğiz?

Yazıyorum Reis yazıyorum. Adam gibi bir muhalefet olmadığı için yazıyorum. Bu yanlışları sana saldırmak için değil, Devlet ve Millet var olsun diye dillendirmeyen korkaklara inat yazıyorum. Tek başıma kalma pahasına yazıyorum. Beni hedef alacak onlarca gruba, cemaate, şahsa, yazara rağmen yazıyorum. Allah için yazıyorum. Senin için yazıyorum. Gördüm çünkü. Amerika ziyaretinde medyaya düşen bütün videolarını, fotoğraflarını inceledim. Saatlerimi aldı bu araştırma. O telaşı sende de gördüm Reis.

Aklımızda Sudan var Reis. Somali var, Etiyopya var, Türkistan var, Rohingya var, Irak var, Keşmir var… Birikmiş o kadar hüzün var ki, hepsinden bir düğüm, hepsinden bir zincir yüreğimize, oradan da sana bağlandık. Kendine operasyon çekme. Sen artık senden sorumlu değilsin. Türkiye nasıl ki Türkiye’den büyükse, sen de senden büyüksün. Bu kadar it köpek seni senden koparırken, senin suskun kalman, seni her eleştirene Gül’cü, Davutoğlu’cu gibi yaftalarla saldıranlara karşı suskun kalman, sanki Gül veya Davutoğlu şeytanmış gibi bu isimleri ananları şeytan üçgeninde büyük günahlar arasına yazanlara suskun kalman, suskun kalman Reis suskun kalman, Allahın mutlaka Erdoğan’ı Erdoğan’a neden harcattın sualine sebep olacak. Neden?

Yapma! kendine operasyon çekme. Yiğit düştüğü yerden kalkar ama yiğit kalkarken elinden tutanları da unutmaz. Herkesi harcayarak ulaşılacak olan en tepe noktada yalnız kalmanın hiçbir anlamı olamaz. Ama en aşağı noktada sevdiklerinle beraber bayat bir bardak çay da olsa paylaşmanın keyfi ancak Cennet zevklerinden bir zevkle değiştirilebilir. Belki…

Herkes sana çekilen operasyonlardan bahsediyor Reis. Herkes seni koruyormuş gibi kenetlenmiş etrafına. Bakıyoruz . Farkında mısın bilmiyoruz. Senden çok senci olan çakalları susturmayışının bizi getirdiği nokta ile senden çok seni seven dostlarını görmeyişinin getirdiği nokta şimdi birbirine o kadar uzak ki…

Efendimiz (sav) buyurdu. “İslam garip halde başladı, yine garip hale gelecektir”. Reis, nicelik mi, nitelik mi sorusunu artık senin cevaplama zamanın geldi. O garipler etrafında. Son bir defa. Seni ölümüne nasıl savundularsa. Dedim ya. Üzerine gölgelenmiş bütün kötülüklere göğsünü siper edenlerin tek bir tesellisi var. Efendimizin devamında buyurduğu “Ne mutlu o gariplere” sözü… Şimdi bu yazımı garipseyenlerin aklına bu gariplik gelsin. O gariplerden olmanın verdiği mutluluğu hiç bir şeye değişmeyeceğimi. O gariplerden olmanın verdiği hazzı hiçbir maddi gücün veremeyeceğini bilerek…

İlk defa korkarak bir yazı yazdım. Bu yazıdan sonra bana gelecek tepkileri düşündüm. Korktum. Ama neden korktuğumu tam kestiremiyorum. Bugüne dek yanında durduğumuz Ümmet aşkına kalktığın günleri tekrar hatırla. ABD’nin, Avrupa’nın, Rusya’nın, İran’ın ve hatta içerideki FETÖ gibi hainlerin bile sana çekeceği operasyonları Allahın izni ile bertaraf ederiz. Ama senin sana çektiğin operasyonlar karşısında hiçbir şey yapamıyoruz. Duyuyor musun beni Reis? Bundan sonra ne olur bilmiyorum. Bu yazı ile pes etmiyorum. Yeniden başlıyorum. Etrafına üşüşmüş çakalların yapamadığını yaparak, seni ve ülkemi korumak için yazıyorum. Ben savaş bittikten sonra suçlu arama kavgasına girenlerden değilim. Savaş yaşanmadan önce bazı gerçekler görünsün, bir kavga olacaksa şimdi olsun diyenlerdenim. Ben kimim? Bütün bu fitneleri yayan köpekler bu soruya cevap verecek diye korkuyorum.

Yine de bil. Bir savaş daha olsa, bir 15 Temmuz ya da bir Sakarya… En önde bizi savaşırken göreceksin. Ama senin için değil. Ümmet için, Açe için, Filistin için, Afrika için, Türkistan için. Türkiye Türkiye’den büyük olduğu için. Bu ülke var ya, bu ülke aslında çok daha fazlası olduğun için.-

 Bisimit


 Çamlıhemşin Haber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Çamlıhemşin Haber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

NALİYA OTEL ÇAMLIHEMŞİN

AYDER VALLEY PALACE

HUZUR KONAK OTEL / ÇAMLIHEMŞİN

KOÇDÜZÜ YAYLASI / ÇAMLIHEMŞİN

Çamlıhemşin Haber

sanalbasin.com üyesidir

Çamlıhemşin HABER- BOLGENIN EN GUNCEL HABER SITESI #rize #çamlıhemşinhaber #ayder,Çamlıhemşin Otelleri, Çamlıhemşin otel fiyatları,Çamlıhemşinhaber, Ayder, yayla ,haber,son dakika, Çamlıhemşin, koçdüzü, adalıgöl,camlihemsin, ayder , rize, karadeniz, yayla,dikkaya, topluca, zilkale, pokut, koçdüzü, yeşilyol

Adres : Çamlıhemşin / Rize cemilkus53@hotmail.com

Faks : cemilkus53@hotmail.com
Bu site 0.031 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]